Ana Sayfa

EKONOMİ

Seyahat ve Yaşam

Sanat-Kültür-Tarih

SPOR

İşletmede Verimlilik

İşletmelerde İSG

TEKNİK BİLGİ ve ÇÖZÜMLER

Haberler & Duyurular

BLOG

Resim ve Karikatürler

Kayıt

İletişim
Hoşgeldiniz!
Servis_1
Servis_2
İşveren açısından İSG
Çalışanlar açısından İSG
İSG ve Eğitimleri nasıl uygulanmalı?
Tüpler ve Kullanımları
Kaçak Akım Koruma Röleleri
Nükleer Santraller ve İSG Kültürü
Az Tehlikeli İşler Listesi
Tehlikeli İşler Listesi
Çok Tehlikeli İşler Listesi
İşletmelerde İSG
Ülkemizde Toplum ve Çalışan açısından İSG Kültürü


Kanun ve kurallara uyma konusunda toplumumuzun genel olarak isteksiz olduğu herkesin malumudur.

Yılda yalnızca "kaza yerinde" en az 3500 – 4500 yani günde ortalama 10 – 12 kişinin öldüğü, yüzbinlerce insanın yaralandığı ve/veya sakat kaldığı ülkemizde, trafik kurallarına riayet etme konusundaki isteksizlik bunun en somut örneğidir.

         

 

Trafik ışıklarının olmadığı bir kavşak noktasına gelindiğinde sürücülerin geçiş kurallarına uyarak geçmek yerine riski göze alarak;

-       hızlı olan hemen geçer,
-       en cesur en önce geçer ya da
-       önce gelen önce geçer,
-       büyük araç ilk geçer gibi kendi kuralına uygun geçiş yaptıklarını hepimiz görürüz.

EDS kameralarının olmadığı trafik ışıkları bulunan kavşaklarda da insanların benzeri davranışlarda bulundukları yine sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Ve yine;

-       Kanuni veya yol gereklerine uygun hız sınırlarına riayet etmemek,

-       Şerit ihlalleri yaparak riskli sollamalar yapmak,
-       Emniyet kemerini kullanmayıp, aracın buna ikaz vermesine karşı tedbirler almak,
-       Araçlarda kapasitesinden daha fazla yolcu veya yük taşımak,
-       Ön koltukta yalnız veya anne kucağında bebek veya çocuk yolcu taşımak,
-       Araçlar arasında makaslar atarak yol almak,
-       Arkadan veya yan taraftan diğer aracı taciz etmek, sıkıştırmak,
-       Diğer araçların hareketini yavaşlatma ve engellemeye yönelik davranışlarda bulunmak,
-       Yaya geçiş işaretleri olan kesimlerde yayalar olmasına rağmen durmamak, yavaşlamamak hatta yayaların üzerine araç sürmek,
-       Yolun ortasında arabayı bırakıp dükkâna veya eve gidip gelivermek,
-       Su birikintileri üzerinden dikkatsizce geçerek yayaları ıslatmak,
-       Trafikte oluşan sorunlarda küfürleşme ve şiddet uygulama eğilimi göstermek,
-       Traktörün geri yöne bakan üst projektörlerin hepsini yakıp geceleri karayolunda seyretmek,

-       Ya da tersine  traktöre ışıksız ve reflaktörsüz bir veya bir kaç römork takarak yola çıkmak,
-       Özensiz ve/veya aşırı yükleme yapmak ve yollara su, kimyasal madde, kum, toprak vs. saçmak,
-       Emniyet şeridini işgal etmek,
-       Sol şeridi gereksiz ve uzun süre işgal etmek,
-       Park edilmesi yasak konumlarda park etmek,
-       Kapalı park yerlerine LPG’li araç park etmek
-       Bisiklet ve motosiklete kasksız binmek,
-       Motosikletle araçlar arasında riskli hareketlerle yol almak vs. gibi daha birçok olay trafikteki kural tanımazlıklardır.

 

 Ancak günlük hayatta da durum bundan pek farklı sayılmaz. Günlük ve ticari hayatta;

-       Düğünlerde, kutlamalarda havaya ateş açmak,



-       Bulaşıcı ölümcül cinsel hastalıklara karşı tedbir almayı önemsememek,
-       Birilerinin tavsiyesiyle ilaç alıp kullanmak,

-       Kulaktan dolma bilgilerle zayıflama diyetleri uygulamak, zayıflama ilaçları kullanmak,


-       Gıda maddeleri üretiminde hileli işler yapmak, gıdalara uygunsuz veya sağlığa zararlı katkılar ilave etmek,
-       Kötü hijyen koşullarında gıda ve besin ürünleri imal edip satmak,



-       Tarımsal işlerde gereksiz ve kontrolsüz gübre ve zirai ilaç kullanmak,
-       GDO’lu ürünleri kendi bildiği gibi olur olmaz şekilde üretmek ve tüketiciyi bilgilendirmemek,
-       Taklit ve sahte ürünler ve hatta ilaçlar üretip satmak,


-       Zararlı kimyasallar içeren mallar ithal ederek piyasaya vermek,
-       Yasal binaların yapımında dahi projeye aykırı ve malzemeden çalarak inşaat yapmak,


-       Başkasının haklarının zayi olmasına aldırmadan kendi veya yakınları lehine torpil yapılmasını sağlamak,
-       İşe alımlarda ve yetkilendirmelerde konuya ve işe uygun insan yerine siyasi yandaşlık, akrabalık, hemşehrilik, tanıdıklık gibi ilişkileri önde tutmak,
-       Sıraya girme gerektiğinde buna riayet etmeyip bir yolunu bularak diğerlerinin hakkına tecavüz etmek,



-       Piknik yapılan yerlerde bütün çöpleri bırakmak, ateşi söndürmeden terk etmek,
-       Arabadan veya evden dışarı çöp atmak, yerlere tükürmek,
-       Balkonlarda halı silkelemek,



-  Gerek evlerde gerekse (çay bahçeleri vs. gibi) işyerlerinde çevreyi rahatsız edecek ölçüde gürültülü müzik sesi açmak ya da gürültülü işler yapmak,
-  Saldırgan eğilimler göstererek sorunları şiddet uygulayarak çözmeye çalışmak,

 

 gibi genelleştirilebilecek birçoğu direkt ya da endirekt insan sağlığına veya varlığına zarar veren, kanunlara ve kurallara aykırı işlerin yapılabildiği görülmektedir. 

Ne yazık ki bu tür davranışların birçoğuna istisna olarak değil sıklıkla rastlanmaktadır. Üstelik bu davranış tarzları toplumda kabul görmüş normal davranışlar olarak algılanabilmektedir.

İşte bu durumlar toplumumuzda İş Sağlığı ve İş Güvenliği (İSG) kural ve yasalarının da gereksiz ve işleri zorlaştıran prosedürler gibi algılanmasını beraberinde getirmektedir.

Birçok çalışan açısından İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimleri;

-       bir angarya, yasal zorunluluk, ya da,
-       eğitimler iş zamanındaysa, işten biraz uzaklaşma fırsatı,
-       değilse, kendilerinin boşuna zamanlarının çalınması olarak düşünülmektedir.

 (Bu tip eğitimler çalışma süreleri dışında bir zamanda yapılıyorsa, derslere katılanlara fazla mesai ücreti ödenmesinin kanuni bir zorunluluk olduğunu yeri gelmişken belirtmekte fayda var).

“Bu zihniyetle” eğitimlere katılan çalışanların lakayt ve alaycı şekilde davrandıkları ne yazık ki bir gerçektir.
Ayrıca çalışanların eğitmenlere iş güvenliğiyle ilgili konular yerine, işverenin bu konudaki kanuni açıklarını yakalama(!) amacıyla sorular sormasına da sıklıkla rastlanmaktadır.

Tabii bunun böyle olmasının nedenlerinden birisi de verilen eğitimlerin belki işletmenin gerçek ihtiyaçlarını içeren pratik eğitimler yerine teorik ve genel amaçlı olmasıdır. (Sitenin yine bu bölümünde yayınlanan
İSG ve eğitimleri nasıl uygulanmalı?yazısının okunmasının yararlı olacağı kanaatindeyim.)


Yani, toplumumuz için İSG kuralları kendisi ve çevresi için değil de yasa emrettiği için yapılan zoraki işlerdir. Bunları uygulayarak çalışmak kulağı ters taraftan göstermek gibidir. Hâlbuki o bunlara uymadığı halde hiç de bir şey olmamıştır ve her şey yolundadır.

Evet, algılar ne yazık ki büyük ölçüde böyle.

 Ta ki, ciddi bir kaza olana kadar….

 
Büyük ve bilhassa uzuv kayıplı veya ölümlü bir kaza gerçekleştiğinde ise bu kez işyeri çalışma koşulları, eğitimler ve derslerin yetersizliğinden şikâyet edilmekte, yine işveren ve eğitmenler suçlanmaktadır.


Dolayısıyla toplumsal bu davranış yapısı da göz önüne alınarak, İSG bilincinin ve eğitimlerinin verilmesi daha doğru olacaktır.


 












 
Ana SayfaEKONOMİSeyahat ve YaşamSanat-Kültür-TarihSPORİşletmede Verimlilikİşletmelerde İSGTEKNİK BİLGİ ve ÇÖZÜMLERHaberler & DuyurularBLOGResim ve KarikatürlerKayıtİletişim