Ana Sayfa

EKONOMİ

Seyahat ve Yaşam

Sanat-Kültür-Tarih

SPOR

İşletmede Verimlilik

İşletmelerde İSG

TEKNİK BİLGİ ve ÇÖZÜMLER

Haberler & Duyurular

BLOG

Resim ve Karikatürler

Kayıt

İletişim
Hoşgeldiniz!
GÜNLÜK YAŞAM
KUANTUM FİZİĞİ
BİLGİSAYAR&PROGRAM
KLASİK BİLİM
AYDINLATMA&IŞIK
CEP TELEFONLARI
Mayıs, 2014
Temmuz, 2014
Ocak, 2015
Şubat, 2015
Haziran, 2015
Temmuz, 2015
Şubat, 2017
Nükleer Santraller ve Çevre

Nükleer Santraller diğerleriyle kıyaslandıklarında çevreyle etkileşimleri açısından daha mı kötüdürler yoksa yalnızca nükleer kaza riski nedeniyle mi kötü anılırlar?


 

Son zamanlarda basına da sıkça konu olan Hidroelektrik Santral (HES)'lere karşı da ciddi bir muhalefet oluşmuş durumdadır. Bunun nedeni HES'lerin kurulumları sırasında çevrenin ve tabiatın çok kötü ve kalıcı olarak tahrip edilmesidir. Bazı tarihi yerlerin sular altında kalması, kurulduktan sonra da çevrede ekolojik değişikliklere neden olması diğer olumsuz faktörlerdir. Hatta sulu tarıma geçilmesine ve bilinçsiz sulamanın tarım arazilerinin tuzlanmasına yani toprakların kaybedilmesine neden olduğu da ifade edilmektedir.

Termik Santrallerin kömürlü olanlarında bacalardan çıkan toz ve gazlar ile kazanlardan atılan küller, elde edilen enerjinin getirisinden çok belki de çevre kirliliği ile daha fazlasını götürmektedirler. Kömür yakıtlı termik santrallerde atmosfere karbon bileşikleri, sülfür vs. gibi gazların yanında bir nükleer santralden daha fazla radyoaktif madde yaymaktadırlar.
Doğal Gaz termik santralleri dışarıya bağımlılığı arttırmakta ve her ülkeler arası sorunda karşımıza bir koz olarak konulabilmektedir. Kış aylarındaki yetersizliklerden kaynaklanan kesilmeler de çabasıdır.

Rüzgar ve Güneş enerjilerinden faydalanmak diğer bir çözüm. Bu konuda gelişmeler kaydedilse de enerji açığı ihtiyacımızı tümüyle çözmekten henüz uzaktır. Üstelik bunların sayılarının çok daha fazlaya çıkmaları halinde de rüzgarların yön ve miktarlarına etki edebilecekleri ve uzun vadede ekolojik dengeler üzerinde negatif sonuçlara neden olabilecekleri tartışılmaya başlanmıştır. Çok fazla sayıda her yerde olmaları görüntü kirliliği sorunu da yaratacaktır.

Kulağa biraz tuhaf gelse de Nükleer Santrallerin dikkatli ve doğru kullanıldıklarında aslında çevreyle ve doğayla daha barışık oldukları söylenebilir. Kaldı ki çok uzun sürelerden beri bütün gelişmiş Avrupa ülkeleri enerjilerinin çok büyük bölümlerini Nükleer Santrallerden elde etmektedirler. (ABD %20.2  Almanya %28.6  Bulgaristan %35.9  Ermenistan %44.9  Fransa %75.2  Belçika 51.7  Japonya %29.2).

Diğer elektrik santrallerinin aksine kül, toz, duman, kimyasal vs. gibi bir atıkları yoktur. Çevrenin ekolojik dengesini bozabilecek yapı oluşturmazlar. Termik santrallerle karşılaştırıldığında karbon emisyonu sıfırdır. Sera gazları konusunda en rakipsiz seçenektir.
Yeterince yakıt rezervinin olması durumunda çok uzun yıllar dışarıya bağımlılık durumu olmaz. Bir de Uranyum zenginleştirebilme teknolojimiz de olursa dışarıya bağımlılığımız kalmadığı gibi ülkemizde var olan Uranyum yatakları düşünüldüğünde ülkemiz "Yakıt" satıcısı da olabilecektir.



Nükleer atıklar konusuna gelince; ülkemizde hiç nükleer santral olmamasına rağmen ne yazık ki bu tür atıklar ülkemize kanunsuz illegal yollarla getirilip Konya ovasında bir yerlerde toprağa gömüldüğünü sanırım herkes yıllar önce haberlerden öğrenmiştir. (Artık ülkemizin her yerine TAEK tarafından Nükleer radyasyon kapanları konulmuştur ve gerek havadaki gerekse de araçlar içinde olabilecek radyoaktif maddeler derhal tespit edilebilmektedir). Ayrıca komşu ülkelerde bulunan nükleer santrallerde bir kaza olması durumunda bizi de aynı ölçüde hatta daha fazla etkileyebilir. Yani nükleer santralin ülkede olup olmaması atıklardan veya kazalardan oluşan riski ortadan kaldırmamaktadır. Tabii bu mazeret değildir ama zaten nükleer atıkların geri dönüşümü de bir oranda yapılabilmektedir. Atıklardan alınan Uranyum ve Plütonyum elementlerinden arta kalanlar cam veya betonla kaplanarak yeraltı sularının olmadığı, yerin yaklaşık 6000m derinliklerine gömülerek saklanabilmektedirler.

Asıl sorun nükleer santrallerin işletilmelerinde yapılacak insan hatalarının sonucunda oluşacak kazalar ve bunların çevrede ve insanlarda yaratacağı büyük tahribatlardır.
İnternet sitesinin "İşletmelerde İSG" sekmesi altında "Nükleer Santraller ve İSG Kültürü" bölümünde bu konunun ayrıntılarını bulabilirsiniz.

Nükleer santraller de Dünya'daki her sistem ve unsur gibi iyi ve kötü yönlere sahiptir. İyi yönlerinden elde edeceğimiz faydaları maksimize edip, kötü olabilecek yönlerini elimine ederek Nükleer Enerji'yi lehimize çevirebiliriz.



<< Geri Dön Yeni Yorum Ekle
0 Adet
Yeni Yorum Ekle
İsim*
Konu*
Yorum*
Lütfen resim üzerinde gördüğünüz onay kodunu giriniz.*
Resmi Yenile


 
Ana SayfaEKONOMİSeyahat ve YaşamSanat-Kültür-TarihSPORİşletmede Verimlilikİşletmelerde İSGTEKNİK BİLGİ ve ÇÖZÜMLERHaberler & DuyurularBLOGResim ve KarikatürlerKayıtİletişim