Ana Sayfa

EKONOMİ

Seyahat ve Yaşam

Sanat-Kültür-Tarih

SPOR

İşletmede Verimlilik

İşletmelerde İSG

TEKNİK BİLGİ ve ÇÖZÜMLER

Haberler & Duyurular

BLOG

Resim ve Karikatürler

Kayıt

İletişim
Hoşgeldiniz!
GÜNLÜK YAŞAM
KUANTUM FİZİĞİ
BİLGİSAYAR&PROGRAM
KLASİK BİLİM
AYDINLATMA&IŞIK
CEP TELEFONLARI
Mayıs, 2014
Temmuz, 2014
Ocak, 2015
Şubat, 2015
Haziran, 2015
Temmuz, 2015
Şubat, 2017
Kader ya da Alın Yazısı Nedir?


Kader yada Alın Yazısı Nedir?

Kaderin ne olup olmadığı ve kadercilik hakkında tartışmalar hep süre gelmiştir. Kilit soru şudur;

 

 

"Eğer Kaderim önceden yazılmışsa ve değiştirmem mümkün değilse neden mücadele ediyorum ki, zaten her şey olacağına varmayacak mı?"

 

Eminim herkesin aklından Kaderle ilgili benzeri sorular ve düşünceler geçmiştir.



Kader ya da Alın Yazısı Nedir?

Herkesin bildiği gibi "Kader'e İman" İslamiyet'in beş şartından biri.

Kader değiştirilemez…

Kaderden kaçılmaz…

Kaderimiz neyse onu yaşarız…

 

Kaderin ne olup olmadığı ve kadercilik hakkında tartışmalar hep süre gelmiştir. Kilit soru şudur;

 

 

"Eğer Kaderim önceden yazılmışsa ve değiştirmem mümkün değilse neden mücadele ediyorum ki, zaten her şey olacağına varmayacak mı?"

 

Eminim herkesin aklından Kaderle ilgili benzeri sorular ve düşünceler geçmiştir. Bu yazıda elbette amacın dini bir açıklama yapmak olmadığını belirtmekte fayda var. Değiştirilemez olduğundan şüphemiz olamayan Kader'in hayatımızdaki karşılığı hakkında bir mühendis yorumu denebilir.

 

Bu konu hep aklımın bir köşesinde olmasına rağmen yazmaya pek cesaret edememiştim. BBC HD Kanalında izlediğim insana dair bir program bu düşüncemi paylaşma konusunda bana cesaret verdi. Bunu bir başka sayfada daha sonra yayınlamak istiyorum. O zaman nedeni daha iyi anlaşılacaktır.

 

Mesleği insanın tabii ki kişiliğinin ve düşünce yapısının bir parçası haline geliyor. Dolayısıyla hayata ve olaylara bakış açısını da etkilediğine şüphe yok.

 

Elektronik bir cihaz yapılmak istendiğinde öncelikle bir "Hardware" yani "Donanım" oluşturulur. Sonra da bir yazılımla bu donanıma yapacağı işleri tanımlarız. Satın aldığımız televizyonlar, notebooklar, tabletler, akıllı cep telefonları da sonuçta elektronik ve mekanik bir dizayna ve donanıma sahiptir. Bu tasarım ve donanıma sahip cihaz bir de yazılım içerir.

 

Cihazların "Donanımları" insanların Kader'iyle, "Yazılımları" da kişinin "Hayatıyla" özdeşleştiği düşüncesine kapılırım bazen.

 

 

Yani Kader, bizim donanımızla ilgili değiştiremeyeceğimiz bizi biz yapan unsurlarken, Hayatımız, bizim sorumluluğumuzdaki bize bağlı davranışlar bütünüdür diyebiliriz.

 

 

Ve en can alıcı noktaysa; davranışlarımızı belirleyen de esasen bedeni, genetik, çevresel ve eğitsel donanımlarımız değil midir?

 

Böylelikle kendi kararlarımızla yönlendirdiğimiz hayatın bizim sorumluluğumuzda olduğunu bilip kaderin arkasına sığınma zaafından kurtulmuş oluruz diye düşünürüm.

E
vet, çünkü elinizde bir cihaz varsa bunun değiştiremeyeceğiniz unsuru onun mevcut dizaynı, mekanik ve elektronik yapısıdır.

 

Bir cep telefonunun yazılımını değiştirerek yapabileceği işleri değiştirebiliriz ama ona iki-üç gömlek üst modelin yapabileceği işleri yaptıramayız. Yazılımla bir nevi hayat tarzını değiştirmemize rağmen ekranında daha yüksek çözünürlüğü sağlayamayız. Hızını arttıramayız. GPS konum sensörü yoksa ona navigasyon yaptıramayız. İmal edildiği ülkenin ona sağladığı avantajları veya dezavantajları (Çin malı, ABD malı gibi) değiştiremeyiz.

 

Peki, bizi biz yapan asla değiştiremeyeceğimiz ve bizim yaşantımızı her şekilde etkileyen unsurlar nelerdir;

 

Cinsiyetimiz; kişinin her şeyden önce bütün hayat şeklini değiştiren temel unsur.

 

Anne ve babamızın kökenleri; kişinin anne ve babasının her ikisinin de aynı veya ayrı ayrı Türk, Kürt, Çerkez, Roman hatta Rus, Alman, Nijer, Japon, Arap vs. gibi kökenlere ait olmaları değişik hayat tarzlarına neden olacaktır ve bu yine bizim elimizde olamaz.

 

Genlerimiz; Bizim her türlü özelliğimiz belirleyen en küçük yapı taşımız. Kişinin ten, saç, göz rengi, fiziksel yapısını, alışkanlıklara, hastalıklara, kansere yatkınlığını, kişiliğini belirleyen, kişiyi o kişi yapan en önemli varlık şifremiz.

 

Vatandaşı olduğumuz ülke; İngiliz, Tanzanya, Çin, Kuveyt, ABD ya da Türk Vatandaşı olmak dünyada farklı bir algı yaratıp farklı bir hayat tarzı oluşturur. Bu kişinin belirleyeceği bir husus değildir. Kongo ya da Meksika vatandaşı olmakla Fransız Vatandaşı ya da Kanada vatandaşı olmak o kişinin hayatında farklı seçenekleri ortaya koyacaktır.

 

Doğduğumuz ailenin yaşadığı ülke; evet kişi Türk Vatandaşı olup Türkiye'de ya da İngiliz vatandaşı olup İngiltere'de doğmuş olabilir. Ancak ailesi işleri gereği Almanya'da ya da Suudi Arabistan'da yaşıyor olabilir ve kişi o ülkede çok uzun yıllar hayat sürerek orada okullara gidebilir. Bu da bebeklik ve çocukluk çağında kişinin elinde olmayan seçemeyeceği ama hayatında farklılıklar oluşturacak durumlardır.

 

Beden ve tip özelliklerimiz; Aslında genlerimizle ilgilidir. Güzellik, çirkinlik, yakışıklılık, antipatiklik, sempatiklik, orantılı ya da orantısız vücut yapısı, göz rengi, saç yapısı vs. gibi bedensel yapılar o kişinin yine geleceğinde farklılıklar yaratabilecektir.

 

Anne ve babamızın sosyal statüsü; Hangi milletten olursa olsun kişi ailesinin o ülkedeki sosyal sınıfı ve maddi varlığı o kişinin elinde olmayan ama onun gelişmesinde ve yetişmesinde çok farklılıklar yaratan bir unsurdur. Kraliyet mensubu olmakla, fakir bir ailenin çocuğu olmak arasındaki fark iki uç nokta olsa da durumu açıklar.

 

Anne babanın dini inançları; Ebeveynlerin dini inançları o kişinin yetiştirilme tarzını bütünüyle etkiler. Müslüman, Yahudi, Hıristiyan ya da Budist olmak farklı çocukluk geçirmek anlamındadır ki hem kişiliği hem çevreyi çok farklılaştıracaktır. İleri yaşlarda din değiştirmek kişinin çevre ve kişilik gelişmesindeki etkileri değiştirmeyecektir.

 

Çocukluğun geçtiği yer; ailenin kökenleri, yaşadığı ülke ve sosyal statüsünün bir sonucu da olsa çocukluğun geçtiği yerin köy, kasaba, şehir olması ve hatta buraların da hangi mahallesinde ikamet ediyor olması sonraki hayatı etkileyecek önemli başka bir husustur.

 

 

Doğuştan kazanılan bedeni, manevi, ruhi kişilik özellikleriyle, "dinen reşit olana dek geçen sürede" yukarıdaki unsurların tesiriyle gerçekleşen kişisel gelişimler, oluşmuş çevre bizim "yapımız, donanımız" yani "Kaderimiz" dersek, bu kazanılan yapısal donanımsal özelliklere göre verdiğimiz kararlar bizim "hayatımız" diyebiliriz. Hayat ise bizim sınavımız.

 

Bu durumda "Kaderimizi" değiştirmemiz elimizde değildir ve bu "Kaderimiz" bizim bundan sonraki her türlü davranışımıza ve kararlarımıza tesir eder.

 

"Kaderimiz" bizim önümüze bir hayat tarzı koymuş olur.

 

Her birimizin "Kaderinin" oluşturduğu hayatın içinde hür akıl, irademiz ve şuurumuzla yaptıklarımız bizim kendi sorumluluğumuzdadır ve bizim sınavımız olan şey de işte bu hayattır diye düşünüyorum.







<< Geri Dön Yeni Yorum Ekle
0 Adet
Yeni Yorum Ekle
İsim*
Konu*
Yorum*
Lütfen resim üzerinde gördüğünüz onay kodunu giriniz.*
Resmi Yenile


 
Ana SayfaEKONOMİSeyahat ve YaşamSanat-Kültür-TarihSPORİşletmede Verimlilikİşletmelerde İSGTEKNİK BİLGİ ve ÇÖZÜMLERHaberler & DuyurularBLOGResim ve KarikatürlerKayıtİletişim