Ana Sayfa

EKONOMİ

Seyahat ve Yaşam

Sanat-Kültür-Tarih

SPOR

İşletmede Verimlilik

İşletmelerde İSG

TEKNİK BİLGİ ve ÇÖZÜMLER

Haberler & Duyurular

BLOG

Resim ve Karikatürler

Kayıt

İletişim
Hoşgeldiniz!
Türklerin İslamiyete Geçişi-1
Da Vinci Abartılıyor mu?
Sanayi Devrimi Sürecini Kaçırmak!
Truvalılar Türk Kökenli miydi?
Servis_1
Servis_2
Servis_3
Truvalılar Türk Kökenli miydi?

 

Truvalılar Türk Kökenli miydi?

http://sb.sitebaz.comattachments/Image/Truva_amblemi-k.jpgTruvalıların Türk olup olmadıkları konusu hep tartışma konusu olagelmiştir. Burada konuya toplumsal yaşam kültürleri açısından bir bakış geliştirmeye çalışıyoruz.

Truva diye bir yer Truvalılar diye bir halk var mıydı tartışmaları

Öncelikle Truvalı diye bir halk var mıydı yok muydu gibi tartışmaları bir yana bırakmak gerekir. Çünkü bunların bir Yunan veya batı medeniyeti olmadığını anladığını düşündüğümüz bazı Avrupalı “tarihçiler” birçok konuda olduğu gibi burada da bu halkı ve olayı yok sayma eğilimindedirler.


http://sb.sitebaz.comattachments/Image/Mykonos_vase-d.jpgBu anlayış bile belki bu halkın Türk asıllı bir kavimden geldiğinin işareti olabilir. Eğer bu halk bir batı veya Yunan medeniyeti olsaydı batılılar onları yere göğe koyamaz, sanırım bizi her yıl anma günleri sanat faaliyetleri vs. ile Truva’yla yatırır Truva’yla kaldırırlardı. Bilime ve dünyaya hiçbir katkısı olmadığı ve hiçbir önemli eseri bulunmadığı halde “Leonardo Da Vinci”yi bize sanki teknolojinin atası gibi lanse etmiyorlar mı? Bkz; Leonardo Da Vinci Abartılıyor mu?

http://sb.sitebaz.comattachments/Image/Agamemnon-zirhlisi-2.jpgİngilizler 1915’te Çanakkale boğazına geldiklerinde bunun ikinci Truva savaşı olduğunu bile ima edenler olduğu söyleniyor. Bilindiği gibi İngilizlerin Çanakkale savaşına getirdikleri savaş gemilerinden birisinin adı Agamemnon’du ve Mondoros Mütarekesi de İstanbul'da İtiifak Kuvvetleriyle bu zırhlıda imzalanmıştır ya da başka bir değişle imzalatılmıştır. İngilizler kendilerine bu kadar uzak bir coğrafyada yaşamış ve Truvalılara karşı savaşmış Spartalı komutanın adını neden savaş gemilerine isim olarak vermişlerdir dersiniz?

Her neyse ben tarihçi değilim ama Truva Atı ve Truva hikâyesi sonuçta toplumsal bir olayın günümüze aktarılmasıdır ve anlatılanlardan o toplum ve gelenekleri hakkında bir çıkarımda bulunmak mümkündür. Gidip tarihsel kalıntılar ve yazılar üzerinde inceleme yapamayacağıma göre, ben de bir tarihçi gözüyle değil bir gözlemci olarak olaya bir de bu açıdan yani sosyokültürel yaşam tarzı açısından bakılması gerektiğini düşünüyorum.

http://sb.sitebaz.comattachments/Image/truva-ati-05k.jpg“At” figürü neden seçildi?

Öncelikle aklıma gelen ilk soru, bu efsanede Yunanlı kavmin bu toplumun kalesine sızmak için neden başka bir hayvanı değil de “At” figürünü seçmiş olduğudur.
Düşünün ki siz o çağlarda bir toplumun dışarıda bırakmayarak sur içerisine taşıyacakları bir figür belirleyeceksiniz ve bu özellikle “At” olacak. Buna neden öyle karar verirdiniz? Bu toplum için “At” çok önemli ve hatta kutsal bir anlam taşıyor olmalıdır, öyle değil mi?

Neden bir ejderha, ren geyiği, boğa gibi başka hayvan figürü, Zeus, Artemis gibi bir http://sb.sitebaz.comattachments/Image/ilkturka1k.jpgtanrı veya tanrıça ya da yel değirmeni, tapınak vb. gibi bir simge değil de “At”. Bütün savaş kurgusunun yapıldığı bu figürün seçimi tamamen bir tesadüf olmamalıdır.

Şaman Türkler ne zaman ve nasıl Müslüman oldularyazımda da belirttiğim gibi Türkler Orta Asya’nın tarıma elverişsiz bozkırlarında ister istemez hayvancılıkla geçiniyorlar ve bunun için de göçebe bir hayat yaşamaları gerekiyordu. Hem bu hayatın içinde hem de Anadolu’ya kadar göç edebilmelerinde onlara en büyük desteği veren, gücünden, sütünden, etinden, kemiğinden,  derisinden faydalandıkları, olmazsa olmazları elbette “At”ları olmuştu. Acaba bu nedenle “At” seçilmiş olabilir mi?

http://sb.sitebaz.comattachments/Image/pegasus-resimleri-4k.jpgTabii şimdi aklınıza kanatlı bir “At” figürü olan Pegasus gelebilir. Ama Truva’daki “At” tasvirleri kanatsız "At"dır. Eğer Truvalılar Yunan veya batı medeniyetine ait bir toplum olsalardı, kanatları olmayan Pegasus da o dönemde olsa olsa onlar için uğursuzluk sembolü olurdu ve onu şehre almazlardı zannederim.

Türkler ve Kız Kaçırma geleneği
Truvalı Paris, Sparta’da kral Menelaos’un konuğu olarak bulunurken, Menelaos büyük babasının ölümü üzerine Girit’e gitmek durumunda kalır. Paris bunu fırsat bilerek Menelaos’un hazineleri, bir takım malları ve karısı Helena’yı Truva’ya kaçırır. Truva savaşı ve Truva Atı olayı Menelaos’un ağabeyi Agamemnon’la birlikte karısını Truvalılardan geri almak istemesiyle başlayan bir mücadelenin hikâyesidir. Yani klasik bir kız kaçırma ve geri alma mücadelesinin bir medeniyetin dağılmasına kadar giden efsaneleşmiş hali.

Peki, “Kız Kaçırma” geleneği batıya özgü bir gelenek midir? Siz hiç batı kültürlerinde bunu adeta gelenek haline dönüştürmüş bir toplum biliyor musunuz? Doğu kültüründe ve hatta yine Türk’lerde ise savaş yapılan kavmin kadınlarını, rakip kavmin kızlarını ve hatta karısını kaçırarak kendi eşi yapmak adeta gelenek gibidir. Kız kaçırma teması duvar halılarına motif dahi olmuştur.

Bugün de hala kız kaçırma toplumda çok tasvip edilmese de, tuhaf da karşılanmamaktadır.
“Kaçır beni, gidelim buralardan”, “bizim oğlan kız kaçırmış”, “sen de kaçır kızı o zaman abi” ya da “kız oğlana kaçmış” benzeri cümlelerin geçmediği neredeyse Türk filmi yok gibidir.

http://sb.sitebaz.comattachments/Image/balikesir-kiz-kacirma-k.jpg Şimdi Mozart’ın “Saray’dan kız kaçırma” operası aklınıza geliyorsa, bu da durumu doğrular. Çünkü bu hikâye, yine Türkler tarafından kaçırılarak tutsak edilmiş bir İspanyol soylusunun sevgilisi Konstanze ve onun İngiliz hizmetkârı Blonde’nin Selim Paşanın Akdeniz kıyılarında bulunan sarayından geri kaçırılmasıyla ilgilidir. Aynı Truva olayı gibi.

Kültürel etkileşim;
Bu iki toplumun birbirleriyle nasıl anlaşabildiği aklınıza takılmış olabilir. Öyle ya, Truvalı Paris Sparta’ya giderek, Kral Menelaos’un konuğu olabilmektedir.
İyi de Anadolu’ya daha sonra gelen Türk Kavimleri de bu topraklarda daha önce yaşayan ve hatta savaştıkları toplumlarla daha sonra diplomatik ve dostluk ilişkileri kurup, kız alıp vermemişler midir?
Zamanla toplumlar birbirlerinin dillerinin öğrenip iç içe yaşamamışlar mıdır?
http://sb.sitebaz.comattachments/Image/kleopatra-sezar-1k.jpg

Arada sınırlar ve bu sınırlarda kapılar, bu kapılarda da güvenlik güçleri yoktu o dönemlerde. Toplumlar arası bu ilişkiler bazı kalelerin kolayca fethedilmelerinde önemli bir unsur da olmuştur. Bursa’nın fethedilmesi buna iyi bir örnektir. Kuşatma altındaki Bursa halkı
Tekfur’un zulmündense Osmanlının adaletini ve hoşgörüsünü seçmiş, Tekfur da ordusuyla savaşmadan şehri terk etmiştir.

Mısır'lı Kleopatra ile Roma'lı Sezar arasındaki aşk ilişkisi de kültürlerarası dil sorununun nasıl aşılabildiğinin göstergelerinden en meşhurudur herhalde.

Truva savaşı yaşanmadan yüzlerce yıl önce de Truvalıların bu topraklarda var olduğu biliniyor. Efsaneye konu olan Truva halkı M.Ö. 12. ila 15. yüzyılları arasında yaşamış olan ve Truva kenti kazılarında 6. tabakada bulunan medeniyettir. Yani varlığının son bulduğu yıldan 300 sene öncesine kadar o halk o bölgede mevcuttu. O halde hem kültürel hem dil hem de yaşam tarzı olarak çevreyle uyumlu hale gelmiş olmaları doğal bir süreçtir.

http://sb.sitebaz.comattachments/Image/Truvanin_konum_haritasi-k.jpgTruvalılar denizci bir toplum değildi
Truvalıların denizle çok iç içe bir yaşam sürmedikleri, denizden bir hayli içeride, daha çok toprakla uğraşan bir toplum olduğu görülüyor.

Agamemnon ve Menelaos’un bin küsur kadar kadırgalık dev donanmayla gelerek kıyıya savaşçı çıkarması sırasında denizden hiçbir müdahalenin olmaması durumu biraz açıklar sanırım. Elbette  Truvalılar da denizlerde etkinlikler göstermişlerdi ama bu genelde büyük deniz savaşlarında değil, ticaret gemilerine engel olabilecek düzeyde bir etkinlikti. Zaten bu savaştaki bütün direniş de Poseidon ile Kalyke'nin oğlu olan savaşçı Kyknos’un ordusunun da yardımıyla karadan yapılıyor. Daha sonra da bütün çatışmalar karada gerçekleşiyor. Denizde geçen herhangi bir çatışmadan bahsedilmiyor. Halkın kale ve çevresinde tarımsal faaliyetlerde bulunarak hayatlarını sürdürdükleri anlaşılmaktadır.

http://sb.sitebaz.comattachments/Image/Troy_ships-2k.jpgBiz bu yüzyılda bile her ikisi de birer yarımada olan hem Anadolu hem Trakya topraklarında ne kadar denizci bir toplum olabildik dersiniz? Denizleri ne kadar verimli ve etkin olarak kullanıyoruz? Bırakın transatlantik tipi gemileri, katamaran tipi deniz otobüslerimizi, feribotlarımızı dahi hala dış ülkelerden temin eden bir ülkeyiz. Balıkçı tezgahlarında Norveç'ten gelen uskumru ve somon balıkları bulunurken, biz ne kadar balık ihracatçısıyız? Bir toplum deniz kıyısına yerleşse de, gelenekleri, bilgi ve tecrübe birikimleri ne ise hayatına öyle devam ediyor.

Kaçırdığı kadını vermemek için yapılan savaş
http://sb.sitebaz.comattachments/Image/kiz-kacirma-dehseti_k.jpgHer toplumda kız kaçırma olabilir diyenlere bir ölçüde hak verilebilir. Tamam, ama kaçırdığınız bu kadını geri almak için kapınıza bir donanma ve bir ordu dayandığı halde bunu bir namus meselesi yapıp bütün halkın ve şehrin yanıp yok olmasına varana kadar inatla geri vermemek için savunmanız ancak “Cüneyt abi”nin filmlerinde görülür zannederim.

Kadını için savaş çıkarmak, ölmek, öldürmek bizim mi batının mı üzerine daha çok oturan bir kavramdır? Namus cinayetleri, kaçırdığı kız için herkesi karşısına alan adamlar bize çok uzak olaylar mıdır ve yanda görülen böyle bir habere Avrupadaki bir ülkede rastlanabilir mi sizce?

Kesin olan bir başka durumsa, bahse konu olan bu Truva halkının Truva’ya bir başka medeniyeti yıkarak gelip yerleştiğidir. Kazılara göre 5. Katmandaki medeniyet M.Ö. 12. Yüzyılda yıkılmasıyla Truva halkı burada yeni bir medeniyet oluşturmuştur. O dönemler doğudan batıya doğru büyük toplumsal göçler yaşandığını biliyoruz. İskitler, Peçenekler, Uzlar, Avarlar, Bolgarlar vs. büyük ve uzun süreli göçler yapmış Türk Kavimleri değiller midir? Bu da bunun bir sonucudur diye düşüyorum.

Ben duruma toplumsal yaşam kültürü açısından bakmaya çalıştım. Yanılıyor olabilirim ama Truvalıların yaşam tarzları bana pek yabancı gelmiyor. Batılılara ise pek yakın gelmiyor olacak ki bahse konu Truvayı ve Truvalıları çok sahiplenmediler.







                                                                                      
 
LEONARDO DA VINCI ABARTILIYOR MU?                         Neden Tatlılarda                        Balığa Limon Neden Sıkılır?
             
Hindistan Cevizi kullanıyoruz?






 



 



 
Ana SayfaEKONOMİSeyahat ve YaşamSanat-Kültür-TarihSPORİşletmede Verimlilikİşletmelerde İSGTEKNİK BİLGİ ve ÇÖZÜMLERHaberler & DuyurularBLOGResim ve KarikatürlerKayıtİletişim