Ana Sayfa

EKONOMİ

Seyahat ve Yaşam

Sanat-Kültür-Tarih

SPOR

İşletmede Verimlilik

İşletmelerde İSG

TEKNİK BİLGİ ve ÇÖZÜMLER

Haberler & Duyurular

BLOG

Resim ve Karikatürler

Kayıt

İletişim
Hoşgeldiniz!
Vize istemeyen ülkeler
İllerin Telefon Kodları
Ülkelerin Telefon Kodları
Almanya Seyahatleri
İsviçre Syahati
Fransa Seyahati
Kahire Seyahati
İsrail Seyahati
Uzak Doğu
Amerika (Chicago)
Fast Food Usulü Patates Kızartması
Çek Cum. Seyahati
İspanya Seyahati
BALIKLARIMIZ
Herşey Mevsiminde
Neden Siyah Çay İçiyoruz
Neden Hindistan Cevizi Tüketiriz
Balığa Limon Sıkmak
Himalaya Tuzunun Faydaları?
Hangi Tuzu Kullanmalı ?
Tuz Çeşitleri Hakkında
Hastane Bölümleri ve Anlamları
Kahire Seyahati


Kahire Seyahati

11 - 14 Ağustos tarihleri arasında Mısır'ın başkenti Kahire'deydim.

 Çok yıllar önce İstanbul'da imal edilen bir makinenin Telemecanique TSX 3721 PLC'sinin ve HiTec Operatör Panelinin programlarını ben yapıp devreye almıştım.

Bu makine Mısır Kahire'de bir firmaya satılmış. Mısır'da makine devreye alınırken yapılan bir kısa devre nedeniyle PLC'nin bir I/O ünitesiyle Operatör Paneli bozulmuş. Telefon görüşmeleri ve internet üzerinden defalarca yardımcı olmaya çalışmama rağmen Mısır'lı mühendislerle bizim arkadaşlar sorunu bir türlü çözemediler.

Oralarda Arap Baharı kalkışmaları nedeniyle "Devlet" zaaf içinde gibi. Bu nedenle gitmeyi hiç istemiyordum. Makineyi devreye alan arkadaşım Mısırlı firmayla çok ciddi sıkıntılar yaşamaya başladı.

Kısacası artık arkadaşıma bu zor durumunda sırtımı dönemedim. İstemeyerek ve endişeyle de olsa gitmek zorunda kaldım. O da uçak biletlerini "Business Class" alarak jest yapmış.

Her neyse, bir buçuk gün içinde sorunu çözüp makineyi devreye aldık. Hemen biletimi değiştirip o gün geri dönmek istedim. Ama bayram öncesi olduğu için yer bulunamadı. Bu durumda döneceğim zamana kadar otel odasında beklemek yerine Mısır Piramitlerini gidip görmeye karar verdim. Oralarda olup herhangi bir olay görmeyince biraz cesaretlenmiştim.

Önce bulunduğum yani taksiye bindiğim yerdeki büyük tanınmış alışveriş merkezinin fotoğrafını çektim. O AVM aynı zamanda bulunduğum semtin adını da taşıyordu. Daha sonra da cep telefonun navigasyon özelliğini kullanarak bulunduğum yerin konum bilgilerini ve adresini alıp kaydettim.

Durumu bildirmek için telefon açtığımda piramitlere yalnız başıma gideceğim için Mısırlı firma tercümanı bile endişelendi ve beni gitmemem için bir hayli ikna etmeye çalıştı.

Haklıymış. Daha Otel'den Piramitlere gittiğim takside ilk sorun başladı. Camın önünde ve vites kutunun hemen arkasında Kur'an-ı Kerim'ler bulunduran ve araç teybinden de Kur'an-ı Kerim dinleyen bu Müslüman Mısırlı şoför piramitlerin yanına geldiğimde bana verdiğim paranın üzerini vermemek için kırk dereden su getirdi. Nasıl mı?

135 Pound tutan ücreti ödemek için 200'lük bütün bir banknot verdim. Parayı alıp, ne zaman geri geleceğimi sordu. Seni bekleyeyim tekrar geri götürürüm dedi. Bana da önce iyi fikir gibi geldi. Mısırlı tercümanı cep'ten arayıp fikrini sorayım dedim. ama durun, bu arada arabanın üzerine sağlı sollu genç Mısırlılar adeta saldırırcasına doluşup pencerelere vurmaya ve bozuk İngilizceyle bağıra haykıra bir şeyler anlatmaya başladılar. Beni araçtan alıp iki tekerli paytonla veya yalnızca at'la gezdirmek için birbirlerini eziyorlardı ve bunların gürültüsünden telefonla bile çok güç görüşme yapabildim. Bu genç adamların yüz ifadeleri ve tavırları beni hakikaten endişelendirdi ve gerildim.

Tercüman, taksinin beklememesini önererek şoför beklerken araçla gezebilir, gezmese bile dururken de taksimetre çok yazar, beklemesin abi, çok taksi var, dedi. Ama taksi şoförü bu kez bu kadar yolu boş geri döneceğini anlatmaya çalıştı ve paranın üstünü vermemekte ısrar etti. Çok fazla uzattı, artık kızmaya başladım, Polis'e gideceğimi söyledim. Önce taksimetrenin ve şoförün daha sonra dışarı çıkıp arabanın fotoğrafını çektim. Yanımdakilere dönüp, İngilizce bu adam benim paramın üstünü vermiyor dedim. Aralarında bir şeyler konuştular. Şoför bozulmuş bir halde 60 Pound geri verdi.

Sonra bu at'la veya atlı arabalarla turist gezdiren rehberlerle bir pazarlık yaptık. Onları da gözüm tutmadı ama yapılacak bir şey yok, ne gezip görürsem kar, zaten hiç gelmeyebilirdim diye düşünerek 200 Pound'la başlayıp 120 Pounda "hesapta" orta uzunlukta bir tur aldım. Artık o da neyse ve kim denetliyorsa bu orta geziyi falan.
Tabii düşündüğüm gibi de oldu, anlatacağım.

Girişte bilet vs. gibi bir şey vermediler ama 60 Pound'u rehbere verdim o da gidip yetkilere ödedi.

100 Pound giriş ücreti ödeyerek büyük Piramitteki anıt mezar odasına girmemem için rehber! çok dil döktü. Bir türlü anlam verememiştim. Daha sonra anladım. Oraya gitmeden önce beni piramitleri yapan mühendisin ve ailesinin bulunduğu anıt mezar odasına götürdü. Burada A4 kağıt üzerine İngilizce olarak fotoğraf çekmenin yasak olduğunu belirten bir kağıt kapıya asılmıştı. Rehber beni oraya getirir getirmez giriş için 60 Pound ödemem gerektiğini söyledi ve parayı kendisinin ödeyeceğini işaret ederek parayı talep etti. Ben buna itiraz ettim, bilet veya fiş gibi bir şey istedim. Orada bekleyenlerden birisi bizi izliyordu ve yanımıza gelerek bu centilmen'i üzme diyerek bana içeri girebileceğimi işaret etti. Ben yardımcı olacağım, problem yok, sen bir centilmensin falan deyip bana bütün rölyeflerdeki tasvirlerin anlamlarını uzun uzun anlattı. Heykelciklerin kimler olduğunu tek tek söyledi. Duracağım yerleri işaret ederek benim fotoğraflarımı bizzat kendisi çekti. Çıkarken de rehbere "bu centilmenden para istemeye gerek yok o isterse verir, istemezse vermez" demeye başladı. Anladınız herhalde 50 Pound'da bunlara verdim.
Daha sonra rehber! büyük piramitteki anıt mezar odasına girmem konusunda hiç bir şey söylemedi.

Yukarı tarafta bir yerde piramitlerin hepsini uzaktan çekebileceğiniz bir helikopter pisti var. Oraya gittik. Anlaşılan her şey bir plan içinde devam ediyor. Burada deve ile bir adam bekliyor ve gelip gelmez övgü saygı dolu İngilizce sözlerle hitap ederek deve ile fotoğraf çektirmeniz gerektiğini söylüyor. Bir anda kafasından poşu gibi şeyi çıkarıp kafama takması bir oldu. Önce devenin arkasında fotoğraf çekildik, sonra da devenin üzerinde. Deveden iner inmez bana bir bahşiş vermem gerektiğini söylemeye başladı ve biraz da tersleşmeye başlayarak üstelik. Peki deyip 20 Pound verdim. Çok bozuldu. Ben de fazla Mısır parası yok deyince verdiğim parayı geri vererek Dolar vermem için ısrar etmeye başladı. 10 Pound daha verip dönüp sırtımı arabaya bindim ve derhal gitmek istediğimi söyledim. Tatsız şekilde oradan ayrıldık.

Rehberi ! daha teferruatlı gezmeye o kadar zorlamama rağmen diğer iki piramidi hızla dolaştıktan sonra Sfenks'lerin olduğu yere geldik. Rehber yine aceleci tavırlarla bir fotoğraf çekip gitmek istedi. Israrım üzerine biraz daha burada takıldık. Bu arada Sfenkslerin bulunduğu yere girmek de ücretli. Çok alelacele dolaşıp çıktık. Rehber bu arada beni ısrarla çiçeklerle ilgili bir yerlere götürmek istediğini söyleyip durdu.

Evet, rehber beni piramitlerin olduğu yerden alıp bir dükkana götürdü.Ama yolda diğer arkadaşları görmeden "eğer istiyorsam" kendisine bahşiş vermemi istedi. Ben de beni taksilerin olduğu yere götürünce bahşişi vereceğimi söyleyerek kendimi garantiye almaya çalıştım.
Geldiğimiz dükkanda çiçek yağları ya da parfümümsü bir şeyler dolu şişelerin olduğu raflar, vitrinler mevcuttu. İçeride dört tane kadın vardı. Üçü masada bir şeyler paketliyorlardı. Diğeri güler yüzle bana hal hatır ve nereli olduğumu sordu. Kendisiyle gelmemi söyledi ve birlikte arka tarafta ayrı bir bölüme gittik burada bir bayan daha vardı ve yine oldukça samimi ve güler yüzle karşıladı. Oturmam için bir yer gösterdi ve bana çiçek yağlarıyla terapi yapacağını söyledi. Çok şaşırdım ve teşekkür ederek istemediğimi söyledim ve hızla odadan çıktım. Diğer kadın biraz bozularak beni takip etti. Ona da teşekkür ederek uçağıma yetişmek için artık gitmek zorunda olduğumu ifade edip dışarı çıktım. Açıkçası yalnız başıma öyle bir yerde bulunmak beni çok tedirgin etti.

Her şey burada bitse neyse. Rehber beni alıp taksilerin bulunduğu yere götürmek üzere daha yola çıkar çıkmaz bahşişini talep etti. Cebimde 140 Pound kalacak şekilde geri kalan 40 Pound'u da ona verdim. İlk gelen taksiye işaret ederek durdurdu.

Taksi şoförüne cep telefonuna kaydettiğim adresi gösterdim. Telefonu eline alıp okudu. Daha sonra bir dakika deyip fotoğrafı da gösterdim. Fotoğrafta yerin ismi hem İngilizce hem de Arapça olarak mevcuttu.

Onu da başıyla onayladı ve yola çıktık. Bir an endişelendim ve ne olur ne olmaz deyip, cep telefonunun navigasyonunu açıp kaydettiğim yer, yani otelin bulunduğu bölge için navigasyon işlemi başlattım. Biraz sonra ne göreyim, çok alakasız bir yolda ters yönde gidiyoruz. Belki bir yerlerden diğer yola çıkarız diye sabrettim ama nafile. Kilometre azalacağına artıyor ve bir iki defa daha denememe rağmen cihaz sürekli geri dön diyor. En sonunda taksi şoförünü uyardım ve yanlış yolda olduğumuzu söyledim. Anlamak istemedi, navigasyonu gösterdim. Biraz tartıştıktan sonra yine Mısırlı firmanın tercümanını aradım. Kenara çekip konuştu. Tercüman ona yeri tarif etti. En kısa yoldan geriye döndük. Ama biz yola çıktığımız yere geri geldiğimizde taksimetre zaten 130 Pound olmuştu bile.

Gerçekten otelin bulunduğu böl
geye yaklaştığımızda ana yoldan çıkacağı yeri bile bilmiyordu. Cep telefonunun navigasyonu yardımıyla otelin yakınındaki AVM'nin önüne kadar geldik. Taksimetre 275 Pound gösteriyordu. Ben kendisine gelirken 140 Pound ödediğimi ve yalnızca o kadar param olduğunu söyledim. Tabii derhal itiraz etti ve 275 Pound ödememi istedi. Tercümanı yine aradım durumu kısaca anlattım ve telefonu şoföre verdim. Görüştüler ve sonuç değişmedi. Ben de polis çağırmasını istedim ve piramitlerden buraya kadar bu rakamı nasıl izah edeceğini sordum, baktım birden gardı düştü. İngilizcem iyi değil falan deyince kendisine cep telefonundaki adresi ve fotoğrafı hatırlattım. Ve bir defa daha fazla param olmadığını söyledim. Başını öne çevirdi ve parayı kabul etti.

Evet, bir yabancı olarak Kahire sokaklarında kesinlikle yalnız başına gezilmez. Ben yine de şanslı sayılırım. Daha kötü şeyler de olabilirdi. neyse artık ülkemdeyim.

Eğer Mısır'a gidecekseniz ciddi tur firmalarıyla gidin bence. Bir de Kahire ve Piramitlerden çok Şarm-el Şeykh mutlaka gezilmeliymiş. Mısır'da tanıştığım her Türk aynı şeyi söyledi.

İnternet sitelerinde Mısır için vize alınması gerektiği belirtiliyor. Ancak 48 yaş üzerindekiler için vize muhafiyetinden bahsediliyor. Bunlar doğru ama vize direkt olarak Kahire Havalimanında bu işe tahsis edilmiş gişelerden alınabiliyor. Evet ben de orada buna inanamadım ama bir çok insan gişede 15USD ödeme yapıp vize sticker'ını alıyor ve hemen orada pasaportlarındaki bir sayfaya yapıştırıp pasaport kontrolden geçiyorlar. En az beş altı kişiden bunu doğruladım. Yalnız bu vizeler tek giriş çıkış için. İstanbul'daki Mısır Konsolosluğu ise belirli bir süre için çok giriş çıkışlı vize vermiş oluyor, böylelikle bir çok kez Mısır'a gidecekseniz pasaportunuz Mısır vize sticker'ıyla dolmuş olmuyor.

Bu arada yaşadığım benzeri kötü tecrübeleri bizim ülkemizde de yabancı turistler yaşıyor olabilir. Bunun çok kötü bir duygu olduğunu ve ülke için çok kötü bir imaj ve çok kötü bir reklam olduğunu yeri gelmişken bir defa daha hatırlatmak istiyorum.





 



 
Ana SayfaEKONOMİSeyahat ve YaşamSanat-Kültür-TarihSPORİşletmede Verimlilikİşletmelerde İSGTEKNİK BİLGİ ve ÇÖZÜMLERHaberler & DuyurularBLOGResim ve KarikatürlerKayıtİletişim