Ana Sayfa

EKONOMİ

Seyahat ve Yaşam

Sanat-Kültür-Tarih

SPOR

İşletmede Verimlilik

İşletmelerde İSG

TEKNİK BİLGİ ve ÇÖZÜMLER

Haberler & Duyurular

BLOG

Resim ve Karikatürler

Kayıt

İletişim
Hoşgeldiniz!
Türklerin İslamiyete Geçişi-1
Da Vinci Abartılıyor mu?
Sanayi Devrimi Sürecini Kaçırmak!
Truvalılar Türk Kökenli miydi?
Servis_1
Servis_2
Servis_3
Türklerin İslamiyete Geçişi-1


Türk Kavimleri ne zaman ve nasıl Müslüman oldular?

İlk mühendislik yıllarımda yanlarına bir takım işlerle ilgili bir haftalığına diye 15 günlük vizeyle gidip yaklaşık 2 ay evlerinde misafir kaldığım İsviçreli aile ile akşamları ve tatil günlerinde ülkelerimiz ve İslamiyet hakkında sohbetlerimiz oluyordu.

Orada bana Türklerin ne zaman ve nasıl Müslüman oldukları sorulduğunda bunu bilemediğim için biraz utanmıştım. Ama bunu Türkiye’ye döndüğümde çevremde kime sorduysam net bir cevap alamadım. O zamanlar internet de yoktu ki açıp bir arama motoruna yazıp bulabileyim.

Bize okullarda o kadar tarih dersi verildiği halde bu konuda bir şey öğretilmediğini o zaman fark ettim, tabii başka birçok konuda olduğu gibi.

Bununla ilgili o zamanlar ulaşabildiğim net kaynaklardan birisi olan William H. McNeill’in Dünya Tarihi kitabındaki “Türk Kavimleri ve onların Müslüman oluşları” hususundaki bilgileri diğer kaynaklardan okuduklarımla sentezleyerek sizinle de paylaşmak isterim. Türklerin Müslüman oluşunun açıklanabilmesi için öncelikle batıya göç etmelerinin doğru izah edilmesi gereklidir.

 Amerikalı yazar McNeill kitabında; “Türkler, aynı dil grubunda aynı sosyal yapıya sahip, güçlü olan kavmin diğerlerini yönetimi altına alarak “Dünya tarihinde önemli değişikler” yapmış, yaklaşık 28 kadar sayıdaki kavimlerin oluşturduğu toplumdur. Bu kavimlerden hiçbirisi yalnızca “Türk” adını taşımaz, bu kavimler topluluğuna Türkler denilirdi” ifadeleriyle Türkleri tanımlamaktadır.

Türkler anayurtları olan Orta Asya’daki bozkırlarda zorunlu olarak hayvancılık yapmaktaydılar. Bugün de tarıma elverişsiz olan bu topraklarda hayvancılık yapmak ve dolayısıyla otlakları gezerek göçebe hayat yaşamak bir zorunluluktur. Tarıma elverişsizliği nedeniyle bugünkü Moğolistan’da bir buçuk milyon km2 ülke yüzölçümüne rağmen (Türkiye’nin iki katına yakın) yalnızca 3 milyon iki yüz bin kadar (İzmir nüfusundan az) nüfus yaşamaktadır. Moğolistan halkının günümüzde de ana geçim kaynağı halen hayvancılıktır.

Hayal edebiliyor musunuz? Türkiye’nin iki katı yüzölçümü ve yalnızca 3 milyon nüfus. 1 km2 alana yalnızca 2 kişi düşüyor. Türkiye’de bu değer yaklaşık 100 kişi.

Türklerin bu hayat tarzı onların at üzerindeki hâkimiyetlerini ve dolayısıyla da at üzerinde savaşabilme kabiliyetlerini arttırmıştır. Göçebe hayatı o dönmelerde toplumun bugünkü tabirle “mobilitesi” yani büyük bir birliğin ya da topluluğun bir yerden başka bir yere kayıpsız yer değiştirebilmesi anlamına geliyordu. Dolayısıyla, o zamanlarda toplumun göçebe olması küçümsenecek bir olgu değil önemli bir kabiliyetti.


Bu yeteneğe sahip o kavimler, yerleşik hayatın eksiklerini güneyinde yer alan Çin halkını ister istemez taciz ederek elde etmekteydiler. Bu tacizler Çin devletlerini de tehdit edecek boyutlara ulaştıkça Çin hükümdarları buna bir çözüm bulma yolunda çareler aramaya başladılar. McNeill bunu kitabında şu ifadelerle anlatıyor:

“Yer dövüş sanatlarında çok iyi olan Çinliler, At üzerinde çok iyi savaşan Türkleri At’tan indirmenin yolunu aradılar.”



Bugün bütün dünyanın hayretle ve imrenerek baktığı “5000km uzunluğundaki Çin Seddi”nin yapılmaya başlanması işte bu nedenledir. Yani, Türklerin At’larıyla geçemeyecekleri bir engel oluşturmak.  Buna rağmen bu büyük engeli geçerek Türk kavimleri kendileri adına büyük bir takım başarılar elde etmiş olsalar da uzun vadede bundan kötü etkilenmişlerdir. “Çin Seddi Türkleri adeta bozkır’a hapsetmiştir”.

-           Orta Asya’nın tarıma elverişsiz bozkırları, dağları, çölleri

-           Çin Seddi’nin yapılması

-           Nüfusun giderek artması

-           Büyük bir kurak dönemin bunlara ilaveten yaşanması

-           Kötüleşen koşulların kavimleri ekonomik ve siyasi olarak zayıflatması, iç çekişmeler

Türk kavimlerinin bu bölgeden göçlerini zorunlu hale getirmiştir. İşte “Göçler ve büyük oranda Batı’ya Göç” bu nedenlerle başlamıştır.


Eğer Türkler büyük bir ekseriyeti Batı’ya da göç etmemiş olsalardı herhalde ne kendileri Müslüman olurlar ne İslamiyet’in Dünya’da yayılmasında böyle bir etkileri olurdu.

Devamını okumak için tıklayın…








 
Ana SayfaEKONOMİSeyahat ve YaşamSanat-Kültür-TarihSPORİşletmede Verimlilikİşletmelerde İSGTEKNİK BİLGİ ve ÇÖZÜMLERHaberler & DuyurularBLOGResim ve KarikatürlerKayıtİletişim